| ARAŞTIRMA MAKALESI | |
| 1. | DİABETES MELLİTUS OLGULARINDA HİPERTANSİYON GÖRÜLME SIKLIĞI VE LİPİD PROFİLİ İLE İLGİSİ THE PREVALENCE OF HYPERTENSION IN DIABETES MELLITUS AND ITS RELATION WITH LIPID FRACTIONS Birsel Kavaklı, Koray Tuncer, Güven Pınar, Selahattin Ertürk, Ali YaylaSayfalar 451 - 453 Son yıllarda Diabetes Mellitus'la birlikte görülen hipertansiyon iyi tanımlanmıştır. 1991'de Boston'da yapılan 3. Uluslararası Diabetes Mellitus ve Yüksek Kan Basıncı Simpozyumu'nda diabetik hastalarda hipertansiyon'un non-diabetiklere göre iki kez fazla görüldüğü vurgulanmıştır. Ayrıca diabetiklerde görülen dislipemilerle hipertansiyon arasında bir ilişki bilinmemektedir. Bu çalışmada, bizim toplumumuzda Diabetes Mellitus'la hipertansiyonun birlikte görülme sıklığını ve dislipemi ile ilişkisini araştırmak amacıyla Nisan ! 1992 - Ağustos 1992 arasında Polikliniklerimize müracaat eden 26'sı kadın olmak üzere toplam 47 diabetik olduğu bilinen hastada, kan şekeri, kan basınçları ve lipid profilleri araştırıldı. Olgularda hipertansiyon sıklığı %64 bulundu. Hipertansif diabetiklerde trigliserid ve VLDL kolesterol düzeyleri normotensif diabetiklere göre yüksekti (p< 0.05). Diğer lipid fraksiyonlarında anlamlı bir farklılık saptanmadı. |
| 2. | OVÜLASYON İNDÜKSİYONU UYGULANAN OLGULARIN İZLENMESİNDE RENKLİ DOPPLER ULTRASONOGRAFİNİN YERİ THE VALUE OF COLOUR DOPPLER ULTRASONOGRAPHY IN THE FOLLOW-UP OF THE OVULATION INDUCTION İbrahim Çelebi, Melih Üstün, Eşber Okan, Ziya Ünal, Moşe Benhabib, Berk ArsanSayfalar 454 - 457 Ovülasyon indüksiyonu uygulanan olgularda a.ovarica ve a.uterina'nın renkli Doppler ölçümlerinin dominant folikül içerecek overin siklusun erken döneminde belirlenmesinde, ovülasyondan sonra luteal fazın değerlendirilmesinde, gebelik gelişme olasılığı yüksek olan olguların belirlenmesindeki yerini araştırdık. Bu amaçla toplam 45 infertilite olgusuna 60 siklus boyunca değişik tedavi protokolleri uygulandı ve adetin 3. günü, ovülasyon günü ve midluteal dönemde Doppler ölçümleri yapıldı. Çalışmamızda folikül gelişimi, ovülasyon ve korpus luteum fonksiyonları ile uteroovaryel hemodinami arasında fonksiyonel bir ilişki mevcut olduğu saptandı. |
| 3. | AMNİOTİK SIVININ DÖRT KADRAN DAĞILIMI İLE PERİNATAL MORBİDİTE ARASINDAKİ İLİŞKİ THE RELATIONSHIP BETWEEN FOUR-QUADRANT DISTRIBUTION OF AMNIOTIC FLUID AND PERINATAL MORBIDITY Fuat Demirci, Sadiye Eren, Mehmet Uludoğan, Hüsnü Görgen, Muzaffer Uçarer, Mustafa Kekovalı, Çiğdem OraySayfalar 458 - 460 Çalışmamızın amacı amniotik sıvının dört kadrandaki dağılımının perinatal morbidite üzerine olan etkisini araştırmaktır. Doğum servisine spontan doğum ve doğum indüksiyonu için kabul edilen hastalar iki gruba ayrıldı. Amniotik sıvısının %50'sinden fazlası üst kadranlarda bulunan hastalar "üst kadran" büyük grup olarak kabul edildi. Diğer hastalar ise "alt kadran" büyük grubuna dahil edildi. Gruplar mekonyum boyanması, 1.ve 5. dakika Apgar skorlarının 7'den az olması, doğumun birinci evresinde variabl deselerasyonlar, geç deselerasyonlar, fetal distres nedeniyle sezaryen seksiyo ve umbilikal arter pH<7,20 yönünden karşılaştırıldı. Toplam 42 hasta değerlendirildi. Bu olguların 25'i üst kadran büyük grup, 17'si alt kadran büyük grupta idi. Üst kadran büyük grup, alt kadran büyük grupla karşılaştırıldığında persisten variabl deselerasyonlar (%23 yerine %56, p<0.05), mekonyum boyanması (% 12 yerine %28), 1. dak. Apgar skorunun 7'nin altında olması (%5 yerine %12), 5. dak. Apgar skorunun 7'nin altında olması (%0 yerine %4), geç deselerasyonlar (%5 yerine %20), fetal distres nedeniyle sezaryen seksiyo (%5 yerine %16) ve umbilikal arter pH<7,2 (%5 yerine %16) olarak bulundu. ASİ'nin dört kadrana dağılımı ve doğumun birinci evresinde persisten variabl deselerasyon arasında anlamlı bir ilişki vardır. Perinatal morbiditenin değerlendirilmesinde kullandığımız diğer parametreler için istatistiksel anlamlılık saptayamadık. Ancak üst kadran büyük grupta perinatal morbiditenin alt kadran büyük gruba oranla daha yüksek olduğunu gördük. Ayrıca perinatal morbidite yönünden oldukça yüksek negatif prediktif değerlerin bulunması bu tekniğin potansiyel bir tarama testi olabileceğini düşündürmektedir. Çalışma grubunun artırılarak daha sağlıklı sonuçlar elde edilebileceği inancındayız. |
| 4. | LAPAROSKOPİK KOLESİSTEKTOMİ DENEYİMİMİZ OUR EXPERIENCE WITH LAPAROSCOPIC CHOLECYSTECTOMY Mustafa Gülmen, Tayfun Yücel, Necmi Kurt, Yıldırım Gülhan, Kemal KasarSayfalar 461 - 463 Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Cerrahi Kliniğinde Ağustos-Aralık 1993 tarihleri arasında kronik taşlı kolesistit saptanan 20 olguya laparoskopik kolesistektomi yapılması planlandı. Olguların hepsinde tanı, klinik ve ultrasonografik tetkiklerle konuldu. Vakaların mekanik ikter olmadığı, klinik, laboratuvar ve ultrasonografik inceleme ile preoperatif devrede anlaşıldı. Komplikasyon olarak bir olguda (%5) koledok ve sağ hepatik arter yaralanması, bir olguda (%5) ilk trokar giriş yerinde kanama saptandı ve bunlarda laparatomiye geçildi. Ayrıca olguların ikisinde (%10) karaciğer yatağından batın içine safra sızıntısı, üçünde de (%15) postoperatif devrede göbek altı trokar giriş yerinde cilt altı enfeksiyonu saptandı. Batın içi dren tatbiki ile safra sızıntısı 48 saatte kontrol altına alındı. Cilt altı enfeksiyonu lokal tedavi ile düzeltildi. Komplikasyonlarımızın ve ameliyat süresinin olgu sayımız arttıkça belirgin şekilde azaldığı görüldü. Sonuçta laparoskopik kolesistektominin eğitimli ve tecrübeli cerrahlar tarafından rahatlıkla uygulanabileceği, fakat ameliyat maliyeti yüksekliğinin hala ciddi bir problem arz ettiği kanısına varıldı. |
| 5. | PERİNDOPRİL'İN ANTİHİPERTANSİF ETKİ VE KABUL EDİLEBİLİRLİĞİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ THE EVALUATION OF ANTIHYPERTENSIVE EFFECT AND TOLERABILITY OF PERINDOPRIL Koray Tuncer, Birsel Kavaklı, Ali Pilli, Ali YaylaSayfalar 464 - 466 Anjiotensin konverting enzim (ACE) inhibitörü olan perindopril, 51 hastada (34 kadın, 17 erkek) iki ay süre ile kullanılmış, etkinlik ve kabul edilebilirliği değerlendirilmiştir. İki aylık tedavi sonunda yatar durumdaki sistolik kan basıncı ortalama 21 mmHg (163.9±1.5 mmHg'dan 141±1 mmHg'ya) ve diastolik kan basıncı ortalama 15 mmHg (102.8±0.4 mmHg'dan 87±0.4mm Hg'ya)kadar düşmüştür. Günde bir kez 4 mg ya da 8 mg perindopril, hastaların %92'sinde kan basıncını normal değerlere indirmiştir. İki hastada (%3.8) öksürük nedeni ile tedavi kesilmiştir. Perindopril ile yapılan bu çalışmada düşük yan etki insidansı, yüksek hasta uyumu ve tek başına antihipertansif etkinlik kabul edilebilir düzeyde bulunmuştur. |
| 6. | UZUN KEMİK EPİFİZİEL OSSİFİKASYON MERKEZLERİNİN SONOGRAFİK DEĞERLENDİRİLMESİNİN FETAL GELİŞİM TAKİBİNDEKİ YERİ THE VALUE OF ULTRASONOGRAPHIC EVALUATION OF EPIPHYSEAL OSSIFICATION CENTERS IN FETAL GROWTH Fuat Demirci, Mustafa Kekovalı, Sadiye Eren, Mehmet Uludoğan, Bingül Arı, Muzaffer Uçarer, Aytuğ KolonkayaSayfalar 467 - 470 Prenatal sonografi ile epifiziel ossifikasyon merkezlerinin değerlendirilmesinin, standart fetal biometrik parametrelerin yeterliliğinin azaldığı üçüncü trimesterde gestasyonel yaş tespitinde yardımcı bir kriter olabileceği ileri sürülmüştür. Fetal gelişimde somatik gelişimden çok gestasyonel yaş yönünü yansıtan alternatif bir indeksin saptanması hiç kuşkusuz yararlı olacaktır. Daha önce bildirilmiş olan sonografik bulguları test etmek ve ossifikasyon merkezlerini görülme zamanı ile boyutlarının somatik gelişimle ilişkisi karşılaştırılmak amacı ile 57 normal gebe prospektif olarak değerlendirildi. Distal femoral epifiz (DFE); 33. gestasyonel haftada fetüslerin %82'sinde, 35. gestasyonel haftada %94'ünde görüldü. Proksimal tibial epifiz (PTE); 35. gestasyonel haftada fetüslerin %63,38. gestasyonel haftada %73'ünde görüldü. Proksimal humeral epifiz (PHE) 38. gestasyonel haftada fetüslerin %12'sinde izlendi. Ossifikasyon merkezlerinin boyutlarının gestasyonel yaştan çok doğum ağırlığı ile daha yakın ilişkili olarak lineer büyüdüğü tespit edildi (Doğum ağırlığı, r=0.75; p<0.00001 ve gestasyonel yaş r=0.41; p<0.0001). Sonuçta fetal diz ve omuz bölgesinde epifiziel ossifikasyon merkezlerin antenatal görülmesi ve ölçülmesinin üçüncü trimesterde fetal maturasyonun değerlendirilmesinde yararlı olacağını görüşüne varıldı. |