ISSN    : 2587-0998
E-ISSN : 2587-1404
SOUTHERN CLINICS OF ISTANBUL EURASIA - SCIE: 2 (3)
Volume: 2  Issue: 3 - 1991
RESEARCH ARTICLE
1.THE RESULTS OF INTRAVENOUS DILTIAZEM THERAPY IN SUPRAVENTRICULAR TACHYARYHTMIA
Birsel Kavaklı, Naim Yıldız, Selahhattin Ertürk, Ali Yayla
Pages 228 - 230
Hastanemiz Acil Polikliniğine Supraventriküler Taşiaritmi atağı ile müracaat eden 3'ü erkek 15 hastaya 0.25 mg/ kg dozda intravenöz diltiazem uygulandı. Olguların başlangıç ve 5. 10. 15. dakikalarda sistolik ve diyastolik kan basınçları, kalp atım sayıları ölçüldü, ritm traseleri kaydedildi. Bu aşamada olumlu yanıt alınamayan 2 olguda 2. aşama tedavi uygulandı (0.35 mg/kg diltiazem,IV) ve ayni şekilde kan basıncı, kalp hızı ve ritm trasesi ile takip edildi. Olgulardan 13'ü I. aşama tedaviye olumlu yanıt verdi. Olumlu yanıt oranı %86 idi. İkinci aşama tedaviye alınan 2 olgudan birinde olumlu yanıt alındı. Diğer olguya kardioversiyon uygulandı. Sonuç olarak diltiazem uygulanan 15 olgudan 14'ü l ve 2 aşama tedaviye olumlu yanıt verdi (%93). IV diltiazem, olguların sistolik ve diyastolik kan basınçlarında anlamlı bir değişiklik yapmaksızın kalp atım sayılarım anlamlı bir şekilde azaltmıştır (p<0.001). Sonuçlar; Supraventriküler taşiaritmi ataklarında IV diltiazem'in başarılı ve kolay uygulanabilir olduğunu göstermektedir.
A total of 15 patients (three men and twelve women), with sinusal tachycardia, atrial fibrillation and atrial tachycardia, were coming over to our Emergency Clinic, were treated with 0.25 mg per kg diltiazem intravenously. The patients were examined for systolic and diastolic blood pressure and heart rate before treatment and 5,10,15 minutes after treatment periods, and ECG were recorded at the same time. This treatment was called as first step of treatment. 13 patients were responded to first step of treatment (the ratio of positive response was 86 percent). At the second step of treatment, one out of two patients, has failed the positive response and to be needed lo cardioversion. As a result, 14 of 15 patients were treated Diltiazem, were responded to first and second steps of treatment. The ratio of positive response was 93 percent. There were no serious changes in their sistolic and diastolic blood pressures, but their heart rates were markedly decreased by IV diltiazem (p<0.001). The results of this study, suggested that IV diltiazem is an successful and easily administrable agent in the treatment of supraventriculer tachyarythmia.

2.THE VALUE OF TRANSRECTAL ULTRASONOGRAPHY IN MONITORING PROSTATE CANCER
Deniz Ersev, Uğur Kuyumcuoğlu, Nevzat Gürmen, Atıf Akdaş
Pages 231 - 232
Bu çalışmada, transrektal ultrasonografi (TRUS)'nin prostat kanseri (PCa)'nin tedaviye cevabını izlemedeki yeri araştırılmıştır. Çalışma kapsamına, histopatolojik olarak PCa olduğu saptanan ve uygun tedaviden sonraki izlemleri 12 ile 36 ay arasında değişen 25 hasta alınmıştır. TRUS'daki değişikliklerin diğer izlem metodları ile olan uyumu araştırılmış ve rektal tuşe ile % 60, klinik gidiş İle % 80, prostatik asit fosfataz (PAP) ile % 64, prostat spesifik antijen(PSA) ile % 72 oranında uyum gösterdiği saptanmıştır. Elde edilen verilere göre TRUS'nin PCa izleminde kullanılabilecek önemli metotlardan biri olduğu sonucuna varılmıştır.
The value of transrectal ultrasonography (TRUS) in monitoring the response of prostate cancer to therapy was investigated in this study. Twenty-five patients with biopsy proven prostatic cancer were enrolled in the study. The follow-up period after appropriate therapy changed between 12 and 36 months. The correlation of TRUS with digital rectal examination, clinical course, prostatic acid phosphatase and prostate specific antigen was 60, 80, 64 and 72 %, respectively. It was concluded that TRUS is one of the methods which can be used in monitoring prostate cancer

CASE REPORT
3.MOYAMOYA DISEASE IN AN ADULT WITH TRANSIENT ISCHEMIC ATTACK FINDINGS
Canan Aykut, Sevinç Aktan
Pages 233 - 235
Moyamoya hastalığı,.bilateral internal karotid arterlerde daralma ve intrakranial dolaşımın kollateralizasyonu ile karakterize, nadir görülen, kronik progresif bir damar hastalığıdır. Klinik olarak hemoraji, İnfarkt, Transient Iskemik Atak (TİA), epilepsi görülmektedir. Çocukluk çağındı TÎA ve epilepsi görülürken, erişkinlerde genellikle hemoraji tablosu ile ortaya çıkmaktadır. Bu yazıda, TİA öyküsü ve serebral iskemi bulguları olan, karotid anjiyogramı Moyamoya hastalığı İle uyumlu, 33 yaşında kadın hasta bildirildi. Bilgisayarlı beyin tomografisi ve magnetik rezonans görüntüleme incelemelerinde bilteral subkortikal "watershed" infarktlar saptandı. Son literatür gözden geçirilerek, Moyamoya hastalığı tanı kriterleri tartışıldı.
Moyamoya disease is an unusual vascular disorder high lighted by progressive bilateral internal carotid artery occlusion and collateralization of intracranial blood flow. The clinical manifestations of Moyamoya disease are hemorrhage, infarction, Transient Ischemic Attack (TIA) and epilepsy. Hemorrhage tends to occur in the adult group while TİA and epilepsy are seen in children. We report a 33 year-old woman who had a history of TİA and present cerebral ischemic deficits. Carotid angiograms demonstrated the evolution of Moyamoya disease, Cerebral computed tomography and magnetic resonance imaging revealed bilateral subcortical "watershed" infarctions. The diagnostic criteria of Moyamoya disaesa is discussed in the light of recent literature.

4.MULTICYSTIC DYSPLASIC RENAL DISEASE: A CASE REPORT
Ahmet Özgüner, Meral İnalhan, Engin Tutar, Oğuz Oran
Page 236
Tekrarlayan kusma atakları olan ve rehidratasyon ile klinik ve laboratuvar bulguları kısa sürede düzelen hastaya yapılan ayrıntılı incelemeler sonucu sol MKDB hastalığı saptandı. Literatürde destekler açıklama olmamasına rağmen, MKDB'nin kusma nöbetleri ile bir ilişkisinin olup olmayacağı sorusu ortaya çıktı. Sol nefrektomi uygulanan hastada kusma atakları sıklığı ve şiddetinde belirgin bir azalma oldu.
After detailed laboratory tests, left MCDK disease was diagnosed in a patient who had recurrent attacks of vomiting and her clinical and laboratory conditions improved after rehidratation in spite of the absence of any supportive data in literature, we thought whether there was any correlation between MCDK and vomiting at tacks. After left nefrectomy, significant decrease appeared in frequency and intensity of vomiting attacks.

5.CEREBRAL SINUS TROMBOSIS IN PREGNANCY
Merhan Çamlı, Zeki Ağca, Mehmet Çetinkaya
Pages 237 - 238
Bu olgu sensoryel afazi, baş ağrısı, kusma, şuur kaybı, bir ayağında monopleji şikayetleri ile başvuran ve şikayetleri gebelik sonrası oluşan 21 yaşında bir kadın hastadır. Rutin tetkikler ve MRİ incelemesi sonucunda superior sagital sinüs trombozu tespit edildi. Yapılan tedaviye olumlu yanıt alındı. Şifa ile taburcu edildi.
This case was a 21 years old woman. She had been hospitalized after pregnancy with complaints of headache, vomiting, speech problems and consciousness. She had got Wernicke's dysphasia and lower limb monoplegia. There had been found superior sagital sinus thrombosis by MRI. Anticoagulant therapy had been made. Response to medical therapy was satisfactory. 20 days later the patient was externed with welfare.

6.PSEUDOCYST OF ADRENAL GLAND
Ayşegül Kuyrukçuoğlu, Nusret Erdoğan
Pages 239 - 241
Adrenal kistler nadir görülür. Rapor edilen olgular genellikle otopsi bulgusudur. Klinik olarak saptanabilen boyuttakileri çok azdır. Vaka, retro poperitoneal bölgeden kistik lezyon çıkartılan 52 yaşında bir kadın hastadır. Nadir oluşu nedeniyle sunulmuş ve literatür gözden geçirilmiştir.
Adrenal cysts are rare lesions. Those reported are rare mostly autopsy findings. A 52 year old woman was operated for a cystic lesion in the retroperitoneal region. The cyst was found to be an adrenal cyst. The case is re ported with the literature findings.

LookUs & Online Makale